Sağlık Haberleri

Medipol

GÖZÜNÜZDE SİNEKLER Mİ UÇUŞUYOR?

Gözde uçuşan sinekleri ve ışık çakmalarını ihmal etmemek gerekiyor Retina hastalıklarının erken teşhis ve tedavisinin yüz güldüren sonuçları var. Günümüzün gelişmiş yöntemleriyle hastaların hayatlarının kararmasının önüne geçmek mümkün hale geliyor. Retina hastalıklarının erken teşhisi çok önemli bulunuyor. Bu teşhis gerçekleşirken FFA, OCT ve USG adı verilen cihazlar kullanılıyor. Peki bu cihazlar ne işe yarıyor? Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Gökhan Gülkılık, cihazların özelliklerini açıkladı:

OCT: Retina katmanlarının ve kalınlığının kesitler halinde değerlendirilmesini sağlayan bir test olarak görülüyor. İlaç kullanılmıyor, radyasyon içermiyor, yan etkisi bulunmuyor. Hastalıkların tanısında ve tedaviye alınan yanıtların değerlendirilmesinde önem taşıyor. USG: Göz kapaklarına ultrason probunun değdirilmesiyle yapılıyor. Retinanın; kornea, lens ve vitreus bulanıklıkları gibi nedenlerle değerlendirilemediği durumlarda kullanılıyor. TEDAVİDE SON GELİŞMELER Görüntüleme yöntemlerinin gelişmesiyle retinadaki birçok bozukluk başarıyla tedavi ediliyor. Önceleri neredeyse körlükle sonuçlanan ve ‘dekolman’ adı verilen retina tabaka ayrışması hastalığında, yüzde 90 başarıyla serklaj ve vitrektomi uygulanıyor. Vitreus için geliştirilen endoskoplar sayesinde gözün ulaşılması en zor yerlerini görmek ve tedavi etmek mümkün hale geliyor. RETİNA YIRTIĞI NASIL BELİRTİ VERİR? Günümüzde özellikle sinek uçuşması ve ışık çakmasıyla belirti veren retina yırtığı varlığı ile bazı doğumsal retina incelme alanlarına standart olarak lazer tedavisi uygulanıyor. Retina yırtığı varlığında uygulanan tedavide yırtık sınırları lazerle çevreleniyor ve yırtığın ilerleyerek retina dekolmanına dönüşmesinin önüne geçiliyor. Böylece gerekecek cerrahi müdahale de önleniyor. Lazer tedavisinin bu açılardan etkinliğinin ve koruyuculuğunun çok tatminkâr olduğu belirtiliyor. Doğumsal retina incelmelerinde gerçekleştirilen lazerle ileride oluşabilecek retina yırtıklarının tehlikeli boyuta gelmesini çok önceden engellemek mümkün oluyor. Tedavide retinal ven tıkanıklığı lazer fotokoagülasyon ve göz içi ilaç uygulamaları da (anti-VEGF veya steroidler) kullanılabiliyor. Tedavi olamayan hastalarda şeker hastalarında olduğu gibi kanamaya meyilli yeni damar oluşumları meydana gelebiliyor. Bu durum, göz içi kanamalara yol açınca ‘vitrektomi’ ameliyatı gerekebiliyor. Hafif diyabetik retinopati: Diyabetik retinopatiyi tedavi eden temel yöntemin ‘argon lazer’ olduğu belirtiliyor. Doğru zamanda doğru şekilde uygulandığında şeker hastalığına bağlı ciddi görme kayıplarını önlemenin tek yolu olarak görülüyor. Son zamanlarda geliştirilen ve bazı büyük hastanelerde kullanılan ilaçların göz içine enjeksiyonu da lazere yardımcı bir tedavi seçeneği olarak yaygın kullanılıyor. Kuru tip makula dejeneresansı: Bu sorun için henüz kesin bir tedavi olmayıp yaş tipe dönüşme riski olduğu için sıkı takip gerekiyor. Yaş tip makula dejeneresansında amaç görme kaybını azaltmak ve mevcut görme keskinliği düzeyini korumak. Bazı olgularda argon lazer tedavisi yeterli olurken, bir kısım olguda PDT ile uygulanan lazer tedavisi görme kaybının durdurulmasını sağlıyor. Yaş tip makula dejeneresansına yol açan ve retina tabakası altında damar yumağı oluşumunu sağlayan VEGF adlı kimyasal maddeye karşı direkt etkili olan anti-VEGF ajanlarla uygulanan ilaç tedavisi de güncel bir tedavi yaklaşımı olarak değerlendiriliyor. Yırtıklı retina dekolmanı: Tedavinin cerrahi olarak gerçekleştirilmesi gerekiyor. Takiben krio ya da lazer tedavisi yapılıyor. Gerekli olursa göz içerisine hava ve gaz gibi tampon maddeler de enjekte ediliyor. http://www.haberturk.com/saglik/haber/1035511-gozunuzde-sinekler-mi-ucusuyor/