Sağlık Haberleri

Medipol

Obezite ve Dengesiz Beslenme Kalın Bağırsak Sebebi

Kalın bağırsak kanseri sıklıkla karşılaştığımız sorunlardandır. Gelişmiş toplumlarda en sık kötü huylu tümörlerdendir. Amerika Birleşik Devletlerinde her yıl yaklaşık 200.000 kişi bu hastalığa yakalanmakta ve 40.000 kişi bu nedenle ölmektedir. Sağlık Bakanlığının istatistiklerine göre ülkemizde de toplumda erkeklerde en sık 3., kadınlarda en sık 2. kanserdir. Bu da sanırım ne kadar ciddi bir toplumsal sağlık sorunuyla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.

Neler kalın bağırsak kanserine yol açmaktadır ve kendimiz için kalın bağırsak kanseri olasılığını nasıl en aza indirebiliriz? Kalın bağırsak kanseri bazılarını henüz tam da anlayamadığımız çok sayıda faktörün etkisiyle oluşur. Bunların çoğu veya birkaçının olması durumunda kanser oluşur. Temel olarak bu faktörleri 2 sınıfta kategorize edebiliriz. İlki genetik, yani anne babamızdan aldığımız yatkınlık özellikleri. Ancak temel gerekçe edinsel yani çevremizde bizi kanser olma yönünde etkileyen faktörler. Evet, yaşam stilimiz, özellikle modern yaşam tarzının bize dayattıkları kanser olmamıza yol açıyor. Yüzyıllardır bu kadar yüksek yağlı, proteinli ve kalorili beslenmeye alışmamış, çok daha fazla hareket eden, çevresel kanserojenlere çok daha az maruz kalan insan ırkı son 100 yıldır bambaşka bir dünyada yaşıyor ve bu şartlar bizde kansere yol açıyor. İşte bu nedenle ki, kanser şu anda ülkemizde ve birçok gelişmiş toplumda en sık 2. ölüm nedeni. Bence her bilinçli bireyin yapması gereken kendi risk grubunu rasyonel olarak çok iyi bir şekilde tayin etmek. Ailenizi ve yakın akrabalarınızı düşününce aralarında kanser ve özellikle kalın bağırsak kanserli birisi, hele hele birden fazla kişi varsa risk altında olduğunuzu bilmeniz gerekiyor. Özellikle bu kişiler 40-50 yaşından erken kanser tanısı almışlarsa, bu durumun önemi daha da artıyor. Eğer bu tür bir risk altındaysanız, hangi kanser akrabalarınızda yaygınsa o branşla ilgilenen bir uzmanın görüşünü olarak ilk adımı atabilirsiniz. Ancak bu onlarla benzer yaşam stili sürüyorsanız geçerli; yoksa onlar köyde doğal gıdalarla besleniyor, siz ise kentte bir yaşam sürüyorsanız o zaman bu yaklaşım geçerliliğini biraz kaybediyor. Eğer bu tür bir riskiniz yoksa veya bazı seyrek görülen bağırsak hastalıklarına sahip değilseniz, ‘ortalama riskli’ bir kişi olarak görülüyorsunuz. Bu da demektir ki, kabul edilebilir bir riski yadsımadan 50 yaşınıza kadar kalın bağırsak kanseri için sağlıklı yaşam önerileri dışında bir şeyler yapmanıza gerek yok. Peki özelde kalın bağırsak kanserine yakalanmamak için neler yapabiliriz? En başta beslenme özelliklerimizi gözden geçirmemiz gerekiyor. Yüksek kalorili, yüksek proteinli, liften fakir, kızarmış ve konserve edilmiş yiyecekler bağırsak fonksiyonlarımızı olumsuz olarak etkilediklerinden günlük diyetimizde taze sebze ve meyveyle lifli gıdalara daha fazla yer açmalıyız. Bol su içmek yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olmalı. Unutmamalıyız ki, su içmek öğrenilebilen bir şeydir ve bizim bir şekilde kendimize ve vücudumuza bunu öğretmemiz gerekiyor. Hayatımızda mutlaka spor ve egzersizin yeri olmalı. Fazla kalorili yiyecekler ve obezite kalın bağırsak kanseri için de risk oluşturuyor. Sigara başta olmak üzere bilinen kanserojenleri zaten her gün yeterince kanser yapıcıyla yüzleşen vücudumuzdan uzak tutmalıyız. Bunların hepsini gerçekleştirecek olsak bile yine de kanserle yüzleşebileceğimizi unutmamak gerekiyor. Kanser olup olmadığımızı veya gelecekte kanser olma potansiyelimizi gösteren bir kan testi var mı? Böyle bir test olsaydı işler ne kadar da kolay olurdu. Maalesef ki böyle bir testimiz yok. Ancak tarama protokollerimiz var. Ne demek tarama? Belirli bir yaşa gelmiş kimse kalın bağırsakla ilgili hiçbir şikayeti olmasa bile bazı testler yapılarak kanser veya kanser öncesi lezyonların varlığı açısından kontrol edilebiliyor. Burada altı çizilmesi gereken nokta kişinin hiçbir şikayetinin olmaması. Zaten bir şikayet varsa o kişide ciddi bir hastalık olup olmadığının anlaşılması için her türlü tetkik yapılıyor. Kalın bağırsak kanseri için tarama 50 yaşından itibaren başlıyor. Çeşitli protokoller olmasına karşın temel olarak kolonoskopi, yani makattan girilen bir hortumla kalın bağırsağın içeriden gözlenmesi veya gaitada kan bulunup bulunmadığının araştırıldığı gaitada gizli kan testi yapılmasını veya bunların kombinasyonunu içeriyor. Hastalarımız endişelenmesinler günümüzde kolonoskopi becerikli ellerde çok az ağrı ve minimal komplikasyon riskiyle yapılabiliyor. Testler yıllar içerisinde yenileniyor. Bu sayede hem kanser oluşturma olasılığı olan kanser öncüsü siğil benzeri lezyonları (polip) saptayıp, yok ederek hastanın kanser olmasını önleyebiliyoruz, hem de kanser varsa daha erken dönemde teşhis edebiliyoruz. Bu sayede kanseri keşfedilen hastaları bazen ameliyat bile etmeden aynı işlem sırasında endoskopik olarak tedavi etmek de mümkün olabiliyor. Kalın bağırsak kanserinin belirtileri nelerdir? Erken dönem kalın bağırsak kanseri maalesef ki seyrek olarak bir belirti verir. Tarama biraz da bunun için önemlidir. Kalın bağırsak kanseri hastalarında bulgular genellikle hastalık biraz daha ilerleyince ortaya çıkar. En başka gelen şikayetler makattan kanama ve dışkılama alışkanlığında meydana gelen değişikliklerdir. Özellikle dışkının üzerinde veya içine karışmış, koyu renkli ve beraberinde sümüksü yapılarla beraber olan kanama çok uyarıcıdır ve hastaların mutlaka hekime başvurmasını gerektirir. Dışkılama alışkanlıkları sık ishal olma, kabızlık, tuvalete çıkma sonrasında tam boşalamama hissi gibi özellikler gösterir. Hastalarda kansızlık, hızlı kilo kaybı, sarılık , karın içerisinde bir kitlenin ele gelmesi gibi şikayetler görülebilir, ancak bunlar daha da ilerlemiş hastalığın bulgularıdır. Seyrek olarak tümörün oluşturduğu ani ve yoğun kanama, delinmenin sebep olduğu şiddetli karın ağrısı veya tıkanmanın yol açtığı kusma ve karın şişliği nedeniyle hastalar acil kliniklere başvurabilirler. Bu durumda hastalarda genellikle acil ameliyat gerekir. Hastalarımda çok karşılaştığım bir sorunu da burada izah etmem gerekiyor sanırım. İlk teşhis alan hastalarda bu durumu açıkladığımda ‘ama, hocam hiç ağrım, sızım yoktu’ diye bir ifadeyi çok sık duyarım. Şunun altı çizilmesi gerekiyor ki; kalın bağırsak kanseri çok ender olarak ağrı ile karşımıza çıkar. Ağrının olmaması yaşı gelen hastalarda rutin tarama protokollerine dahil olmayı engellememeli. Kalın bağırsak kanserinde tedavi nasıl yapılır? Yeni gelişmeler var mı? Kalın bağırsak kanserinin tedavisi sadece genel cerrah veya onkoloji uzmanının yapacağı bir tedavi değil, multidisipliner bir ekibin yapacağı bir tedavidir. Tanı alan hastada çeşitli görüntüleme yöntemleriyle evreleme yapılır. Çeşitli evrelerde değişik tedavi argümanları ön plana çıkar, ancak cerrahi hastaların büyük bir kısmında en önemli silahımızdır, öyle ki; cerrahın tecrübesinin kendi başına hastanın sağ kalımını etkileyen bir faktör olarak altı çizilmesi gerekir. Rektumda, yani makatın üzerindeki son 15 cm’de yer alan tümörlerde sıklıkla ameliyat öncesi radyoterapi verilmesi gerekebilir. Bu durumda radyoterapiyi ameliyattan sonraya ötelememek gereklidir, çünkü bu uygulama tümörü küçülterek cerrahinin başarısını arttırmaktadır. Son yıllardaki en önemli gelişme laparoskopik (kapalı) yöntemle yapılan ameliyatlardır. Bu yöntemde hastanın kanında büyük bir kesi yapmak yerine birkaç delik delerek operasyon tamamlanır. Laparoskopik cerrahi deyince bu uygulamanın daha çok estetiğe yönelik endişeler nedeniyle yapıldığına dair yanlış bir düşünce var. Şüphesiz bu da önemli bir faktör. Ancak laparoskopik cerrahi açık yönteme göre çok değişik açılardan avantaj taşıyor. Hastanın ağrısı azalıyor, daha az kanamaya yol açıyor, solunum fonksiyonlarını daha az etkiliyor, hastanın bir an önce normal yaşantısına devam etmesini sağlıyor, hatta hasta kemoterapiyi daha erken almaya başlayabiliyor. Ancak kanımca bu avantajların en önemlisi laparoskopik cerrahinin hastada ameliyatın oluşturabileceği komplikasyonların olasılığını azaltması, çünkü daha az invaziv bir işlem. Bu özellikle yaşlı, şişman, diyabet gibi yandaş hastalığı olan kişilerde daha da önem kazanıyor. Öte yandan hastanın onkolojik olarak cerrahi kalitesini olumsuz etkilemiyor. Kanımca kalın bağırsak kanserinde son 10 yıldaki en önemli gelişme bu. Bugün Amerika Birleşik Devletlerinde her 100 kalın bağırsak kanserli hastanın 20-25’i laparoskopik olarak ameliyat ediliyor. Ülkemizde bu yöntem yeterince tanınmadığı için ve hastalar da bu konuda yeterince duyarlı olmadıklarından –maalesef- çok daha az kalın bağırsak kanseri hastası bu imkandan yararlanabiliyor. Kalın bağırsak kanseri olduğunu öğrenen hastaya neler önerirsiniz? Sadece kalın bağırsak değil bir onkolojik cerrahi uzmanı olarak hastalığını yeni öğrenen tüm kanser hastalarına şunları öneririm: İlk olarak hastalıklarıyla yüzleşsinler. Biliyoruz ki bu hastalar psikolojik olarak ilk başta bir inkar yaşıyorlar. Benim tetkiklerini masama atarak ‘benim tüm tetkiklerimi karıştırmışsın doktor, ben kanser falan değilim’ diyen hastam da oldu. Bu aşılması gereken bir safha. Hastalar daha sonra ‘ bu hastalık neden benim başıma geldi?’ diye bir depresyon safhası yaşıyorlar. Bu daha da önemli çünkü bir grup hasta bu dönemde tedavi almaktan uzaklaşabiliyor. Aileler mutlaka destek olmalı. Ancak ondan sonra hastalıklarıyla yüzleşiyorlar. Evet, zor bir süreç, ancak bir an önce hastalıklarıyla yüzleşmelerini öneririm. İkinci olarak ani karar vermesinler. Bir an önce uygulanacak tedaviyi değil, doğru tedaviyi seçmeliler, çünkü kanser öyle birkaç gün veya hafta içinde her tarafa yayılmaz. Bu nedenle hızlı ama çok araştırılmamış değil, makul bir sürede doğru kararlar verilmeli. Tedavi sorumluluğunu bir kişiye değil bir ekibe versinler, böylece tüm disiplinlerin görüşlerinden faydalanmış olurlar. Tedavi sürecinde vaad edilenleri ve riskleri sorgulasınlar ve şüpheleri varsa başka ekiplerden teyid ettirsinler. Tabii ki önerilen tedaviyi sonuna kadar uygulama kararlılığı göstersinler. Kalın bağırsak kanserinde sonuçlar nasıldır? Kalın bağırsak kanserinin tedavisinde diğer kanserlere oranla daha başarılıyız. Tüm evreler dikkate alınınca hastalarımızın yarıdan fazlası 10 yıldan fazla yaşıyor. Bu nedenle hastalarımız umutsuzluğa kapılmasınlar, çünkü moral çok önemli. Hem tedaviye uyumu arttırıyor, hem de yaşanılan süreyi daha kaliteli kılıyor. KALIN BAĞIRSAK KANSERİYLE İLGİLİ GERÇEKLER: · Sağlık Bakanlığı istatistiklerine göre ülkemizde her iki cinste en sık ilk 3 kanser arasında yer alıyor. · Erken dönemde teşhis edilen kalın bağırsak kanserinde tedavi hem daha kolay hem de başarı olasılığı daha iyi. · Ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından tarama yapılması önerilen üç kanserden birisi (diğerleri meme ve rahim ağzı kanserleri). · Tedavi genel cerrah (veya onkolog cerrah), onkolog, radyasyon onkoloğu, gastroenterolog, patolog, radyoloji uzmanı, nükleer tıp uzmanı, psikiyatr başta olmak üzere multidisipliner bir ekiple yapılınca en iyi sonuç alınıyor. · Karın içerisindeki organlardan kaynaklanan diğer kanserlerden farklı olarak laparoskopik olarak (kapalı yöntemle) ameliyat edilmesi mümkün. KALIN BAĞIRSAK KANSERİ OLMA OLASILIĞINIZI AZALTABİLİRSİNİZ · Kan bağınız olanları aklınızdan geçirip, kalın bağırsak kanseri olup olmadıklarını (özellikle erken yaşlarda) saptayarak kendi kişisel riskinizi –kesin doğru olmasa da-ortaya koyun. · Bir risk grubunda yer almıyorsanız 50 yaş basamak noktası. Hiçbir şikayetiniz olmasa bile mutlaka hekime gidip, kalın bağırsak tarama protokolüne dahil olmak istediğinizi söyleyin. Meraklanmayın çok az veya hiç canınız yanmadan gerekli işlemler yapılacak. · Sigara ve alkol kullanmayın. · Bol su tüketin. Unutmayın bol su içmeyi vücudunuza öğretebilirsiniz. · Yeterli ve dengeli beslenin. o Bol yeşillik ve meyve yiyin. o Beyaz ekmek yerine çavdar, yulaf gibi esmer olanları tercih edin. Beslenmenizdeki lif oranını arttırın. o Yağ, kalori ve protein alımını azaltın. Bugün öğle yemeğinde hamburger değil, sulu yemek yiyin. o Yağı yakmadan yemeklere doğrudan katın. o Konserve edilmiş gıdalardan uzak durun. Taze gıdalarla, mevsimine uygun olarak beslenin. o Tuzlanmış, tütsülenmiş, dumanlanmış yiyeceklerden sakının. o Yağda kızartmaları ve doğrudan ateşte pişirilmiş yiyecekleri azaltın. · Düzenli fiziksel aktiviteyi yaşam boyu sürdürün. · Çalışılan iş yerini, yaşadığınız ortamı sağlık koşullarına uygun hale getirin.